Üzerine Alınmadığın Gün Özgürleşeceksin

İnsan ömrünün büyük bir kısmı, aslında hiç var olmayan savaşlarla geçiyor.

Bir bakışın neden sert olduğunu, bir sessizliğin neden uzadığını, bir mesajın neden kısa yazıldığını düşünüyoruz. Birinin yüzündeki ifadeyi kendimize yoruyor, söylenen bir sözü üzerimize alıyor, başkasının öfkesini kendi kusurumuz sanıyoruz.

Ve farkında olmadan, başkalarının ruh hâllerinin yükünü omuzlarımızda taşımaya başlıyoruz.

Oysa hayatın en büyük gerçeklerinden biri şudur:

İnsanların yaptığı çoğu şeyin seninle hiçbir ilgisi yoktur.

Birinin kabalığı, onun içindeki fırtınanın sonucudur.
Birinin sevgisizliği, kendi eksikliğidir.
Birinin kırıcı sözleri, çoğu zaman senin değersizliğini değil, onun yaralarını anlatır.

Ama biz her şeyi kişisel algılamayı seçtiğimizde, başkalarının yaralarıyla kendimizi yaralamaya başlarız.

Birinin bizi aramamasını sevilmemek,
Bir eleştiriyi başarısızlık,
Bir reddedilişi değersizlik,
Bir vedayı yetersizlik olarak yorumlarız.

İşte tam da burada ruhumuz yorulur.

******

Çünkü insanı en çok tüketen şey yaşadıkları değil, yaşadıklarına yüklediği anlamlardır.

Hiçbir şeyi kişisel algılamamak; umursamaz olmak değildir.
İnsanlardan uzaklaşmak da değildir.

Bu, sadece şu gerçeği anlamaktır:

Herkes kendi hikâyesini yaşıyor.

*******

Birinin davranışı çoğu zaman onun geçmişinin, korkularının, kırgınlıklarının ve eksikliklerinin sonucudur.

Sen her olayın merkezinde değilsin.

Ve inan bana, bu cümle insanı küçültmez; özgürleştirir.

Çünkü her şeyi kendinle ilişkilendirmeyi bıraktığın gün, insanların düşüncelerinin esiri olmaktan kurtulursun.

Bir bakış canını yakmaz.
Bir eleştiri geceni çalmaz.
Bir reddediliş değerini belirlemez.

O gün anlarsın ki;

Sen, başkalarının sana nasıl davrandığı kadar değersiz,
sana ne söylediği kadar yetersiz,
seni ne kadar sevdiği kadar önemli biri değilsin.

Sen, kendini nasıl gördüğün kadar değerlisin.

Belki de bu hayatta kazanabileceğimiz en sağlıklı alışkanlıklardan biri, her şeyi kendimize mal etmemeyi öğrenmektir.

Çünkü insan, üzerine alınmayı bıraktığında hafifler.

Ve hafifleyen ruhlar…

daha güzel sever,
daha cesur yaşar,
ve en önemlisi,
kendileri olarak kalmayı başarırlar.

  • Related Posts

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    Tarih, bir milletin kaderini belirleyen kırılma noktalarıyla doludur; fakat hiçbir zafer, Sakarya Meydan Muharebesi kadar bir ulusun “olmak ya da olmamak” arasındaki ince çizgisini simgelemez. Bundan tam 105 yıl önce,…

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    Bugün 30 Ağustos… Bugün, bir milletin kaderini kendi ellerine aldığı; bağımsızlığın, özgürlüğün ve vatan sevgisinin tarihe altın harflerle yazıldığı gündür. Bugün, Anadolu’nun dört bir yanında yankılanan “Ya İstiklal Ya Ölüm!”…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    ESKİ YAZILAR

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    BİR VATANIN KADERİNİN YAZILDIĞI YER: SAKARYA

    BİR VATANIN KADERİNİN YAZILDIĞI YER: SAKARYA

    Bir Gün Değil, Bugün

    Bir Gün Değil, Bugün

    Sevil Baş Yazdı- TEKNOLOJİDE SEMPATİ

    Sevil Baş Yazdı- TEKNOLOJİDE SEMPATİ

    KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!

    KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!