SİZİN SESİNİZ YÜKSELDİKÇE, GERÇEKLERİN SESİ KISILMAZ!

“Bir insanı kötü ilan etmek kolaydır… Zor olan ise kendi vicdanına hesap verebilmektir.”

Hayatta bazı insanlar vardır; kendi yanlışlarını örtbas edebilmek için başkalarının adını kirletmeye çalışırlar. Çünkü bilirler ki, gerçekler konuşulmaya başlarsa ilk yargılanacak olan kendileridir.

Bu yüzden bağırırlar…

“Bu kötü biri.”

“Şuna para alıyor.”

“Buna güvenmeyin.”

İnsanların zihninde şüphe oluşturmak için kelimeleri silah gibi kullanırlar.

Oysa hakikatin garip bir huyu vardır; geç ortaya çıkar ama mutlaka ortaya çıkar.

Bir insan hakkında konuşmadan önce aynaya bakmayı unutanlar, gün gelir o aynada kendi yüzleriyle baş başa kalırlar.

Bir borç varsa ödenir.

Bir hata varsa telafi edilir.

Bir yanlış varsa düzeltilir.

Ama iftiranın, karalamanın ve insanların onuruyla oynamanın telafisi kolay değildir.

Çünkü bir insanın emeğine, karakterine ve yıllarca oluşturduğu güvene saldırmak; sadece ona değil, insanlığa karşı işlenmiş bir vicdan suçudur.

Bugün birilerini kötüleyerek alkış toplayacağını sananlar, yarın aynı kalabalığın kendilerini de sorgulayacağını unutuyor.

İnsanların arkasından konuşmak cesaret değildir.

İsimsiz cümleler kurmak dürüstlük değildir.

Dedikodu yapmak haklılık değildir.

Karalama kampanyaları ise hiçbir zaman gerçeğin yerine geçemez.

Ben susmayı zayıflık sananlardan olmadım.

Çünkü biliyorum ki; sessizlik bazen en büyük asalettir.

Haklı olanın sürekli bağırmasına gerek yoktur.

Gerçekler, günü geldiğinde kendi sesini zaten duyurur.

İnsanlar hakkımda ne söyledikleriyle değil, benim nasıl yaşadığımla hüküm verecekler.

Çünkü karakter; başkalarının anlattığı hikâyelerle değil, insanın hayatı boyunca sergilediği duruşla ölçülür.

Bugün beni karalamaya çalışanlara tek bir cümlem var:

Siz ne kadar iftira üretirseniz üretin, ben doğrularımla yürümeye devam edeceğim. Çünkü güneş, üzerine çamur atanların eli kirlendi diye ışığını kaybetmez.

Unutmayın…

Bir insanın itibarını yıkmaya çalışanlar, aslında kendi itibarlarının ne kadar zayıf olduğunu ilan ederler.

Ve tarih hep aynı gerçeği yazmıştır:

İftira geçicidir, karakter kalıcıdır.

Bugün konuşanlar olabilir.

Yarın susacaklar da olabilir.

Ama vicdanın verdiği hüküm, hiçbir mahkemenin kararından daha ağırdır.

İnsanların sizi kötü göstermeye çalışması, sizin kötü olduğunuzu değil; sizin varlığınızın onları rahatsız ettiğini gösterebilir.

Bu yüzden ben artık kimsenin sesiyle değil, kendi vicdanımın sesiyle yol yürümeyi tercih ediyorum.

Çünkü biliyorum ki;

Gerçek, geç kalabilir… Ama asla kaybolmaz.

 

  • Related Posts

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    Tarih, bir milletin kaderini belirleyen kırılma noktalarıyla doludur; fakat hiçbir zafer, Sakarya Meydan Muharebesi kadar bir ulusun “olmak ya da olmamak” arasındaki ince çizgisini simgelemez. Bundan tam 105 yıl önce,…

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    Bugün 30 Ağustos… Bugün, bir milletin kaderini kendi ellerine aldığı; bağımsızlığın, özgürlüğün ve vatan sevgisinin tarihe altın harflerle yazıldığı gündür. Bugün, Anadolu’nun dört bir yanında yankılanan “Ya İstiklal Ya Ölüm!”…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    ESKİ YAZILAR

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    BİR VATANIN KADERİNİN YAZILDIĞI YER: SAKARYA

    BİR VATANIN KADERİNİN YAZILDIĞI YER: SAKARYA

    Bir Gün Değil, Bugün

    Bir Gün Değil, Bugün

    Sevil Baş Yazdı- TEKNOLOJİDE SEMPATİ

    Sevil Baş Yazdı- TEKNOLOJİDE SEMPATİ

    KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!

    KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!