Kendine Verdiğin Değer

“Özdeğer, kendi değerinizi başkalarının değerlendirmelerinde aramayı bıraktığınız noktada başlar.”

Hayatın büyük bir kısmını, farkında olmadan bir şeylerin peşinden koşarak geçiriyoruz. Daha başarılı olmak, daha çok sevilmek, daha çok takdir edilmek, daha çok görünmek…

Belki de bütün bu çabanın altında aynı ihtiyaç yatıyor:

Değerli hissetmek.

Çocukluğumuzdan itibaren bunun yollarını öğreniyoruz. İyi not alınca takdir görüyoruz. Başarılı olunca övülüyoruz. Beklentileri karşıladığımızda kabul görüyoruz. Zamanla zihnimizde sessiz bir denklem oluşuyor:

“Ne kadar beğenilirsem, o kadar değerliyim.”

İşte tam da burada kendimizden uzaklaşmaya başlıyoruz.

Çünkü insan, kendi değerini başkalarının gözlerinde aramaya başladığında, hayatını onların değişken yargılarına emanet etmiş oluyor.

Oysa insanların değerlendirmeleri çoğu zaman kendileriyle ilgilidir; sizinle değil.

Kimi sizi yeterince tanımadan yargılar.
Kimi kendi korkularını üzerinize yansıtır.
Kimi sizi olduğu gibi değil, görmek istediği gibi görür.

Ve bütün bunların arasında siz, kendi gerçeğinizi unutabilirsiniz.

Bir an durup düşünün…

Bugüne kadar kaç kez sırf birileri onaylasın diye istemediğiniz bir şeyi yaptınız?

Kaç kez bir eleştiriyi günlerce taşıdınız?

Kaç kez kendinizi, başkalarının beklentilerine göre şekillendirmeye çalıştınız?

Belki de yorulmanızın sebebi budur.

Çünkü insanın taşıyabileceği en ağır yüklerden biri, sürekli kabul görmek zorunda olduğunu düşünmesidir.

Oysa özdeğer, herkes tarafından beğenilmek değildir.

Özdeğer; yalnız kaldığınızda da kendinize saygı duyabilmektir.

Hata yaptığınızda kendinizi tamamen değersiz ilan etmemektir.

Eksiklerinizi görürken, sahip olduklarınızı da unutmamaktır.

Kendinize başkalarına gösterdiğiniz merhametin birazını gösterebilmektir.

Hayatın bir döneminde hepimiz dışarıdan gelecek bir cümlenin bizi tamamlayacağını sanırız. Bir takdir, bir teşekkür, bir övgü…

Elbette güzel şeylerdir bunlar.

Ama insanın içindeki boşluğu hiçbir alkış kalıcı olarak dolduramaz.

Çünkü gerçek huzur, başkalarının sizi nasıl gördüğünden çok, sizin kendinize nasıl baktığınızla ilgilidir.

Belki bugün kendinize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

“Ben, herkesin hakkımda ne düşündüğünü bir kenara bıraksam, kendimle nasıl bir ilişki kurardım?”

Bu sorunun cevabı kolay olmayabilir.

Ama çoğu zaman insanın aradığı değer, yıllardır dışarıda aradığı halde bulamadığı ve aslında sessizce içinde bekleyen şeydir.

Kendinize hak ettiğiniz değeri vermeye başladığınızda, dünyanın size ne kadar değer verdiği önemini yitirmez; fakat hayatınızı belirleyen tek ölçü olmaktan çıkar.

Ve belki de gerçek özgürlük tam olarak burada başlar:

Kendinizi, başkalarının gözünden değil, kendi vicdanınızın ve kalbinizin penceresinden görebildiğiniz yerde…

  • Related Posts

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    Tarih, bir milletin kaderini belirleyen kırılma noktalarıyla doludur; fakat hiçbir zafer, Sakarya Meydan Muharebesi kadar bir ulusun “olmak ya da olmamak” arasındaki ince çizgisini simgelemez. Bundan tam 105 yıl önce,…

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    Bugün 30 Ağustos… Bugün, bir milletin kaderini kendi ellerine aldığı; bağımsızlığın, özgürlüğün ve vatan sevgisinin tarihe altın harflerle yazıldığı gündür. Bugün, Anadolu’nun dört bir yanında yankılanan “Ya İstiklal Ya Ölüm!”…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    ESKİ YAZILAR

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    BİR VATANIN KADERİNİN YAZILDIĞI YER: SAKARYA

    BİR VATANIN KADERİNİN YAZILDIĞI YER: SAKARYA

    Bir Gün Değil, Bugün

    Bir Gün Değil, Bugün

    Sevil Baş Yazdı- TEKNOLOJİDE SEMPATİ

    Sevil Baş Yazdı- TEKNOLOJİDE SEMPATİ

    KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!

    KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!