Bahaneler Değil, Azim Kazanır!

Hayat, herkese aynı şartları sunmaz. Kiminin yolu dümdüzdür, kimininki ise taşlarla, engellerle ve dikenlerle doludur. Ama tarih bize tek bir gerçeği tekrar tekrar göstermiştir: Kazananları farklı kılan şey, sahip oldukları imkânlar değil, vazgeçmeyen iradeleridir.

Azmin olduğu yerde bahane söz hakkı bulamaz.

İşte bu cümle, başarıya giden yolun en yalın ve en güçlü tarifidir.

Bugün çevremize baktığımızda başarısızlığın en büyük sebebinin çoğu zaman yetersizlik değil, bahaneler olduğunu görüyoruz. “Vaktim yok.”, “İmkânım olmadı.”, “Destek görmedim.”, “Şartlar uygun değildi.”… Elbette hayat zordur. Elbette herkesin yükü farklıdır. Ancak bahaneler hiçbir zaman geleceği inşa etmez. Onlar yalnızca bugünü ertelemenin konforlu cümleleridir.

Azim ise sessizdir.

Gösteriş yapmaz.

Kimseyi suçlamaz.

Yalnızca yürümeye devam eder.

Bir insan gerçekten hedef koymuşsa, önüne çıkan engelleri duvar olarak değil, aşılması gereken basamaklar olarak görür. Çünkü bilir ki her engel, insanı ya durdurur ya da güçlendirir. Kararı veren ise engel değil, insanın kendisidir.

Başarı hikâyelerini okuduğunuzda ortak bir nokta görürsünüz. Hiçbiri kusursuz şartlarda başlamamıştır. Kimi yoksullukla mücadele etmiş, kimi hastalıklarla, kimi yalnızlıkla, kimi de insanların alaycı sözleriyle… Ama onları zirveye taşıyan şey, “neden yapamadıkları” değil, “nasıl yapabileceklerini” düşünmeleriydi.

Hayatta en büyük yenilgi, düşmek değildir.

Asıl yenilgi, bahanelerin arkasına saklanıp ayağa kalkmamaktır.

Çünkü bahaneler insana geçici bir rahatlık verir; fakat ömür boyu sürecek pişmanlık bırakır. Azim ise kısa vadede yorabilir, terletebilir, hatta can yakabilir. Ama sonunda insanın karşısına gururla bakabileceği bir hayat çıkarır.

Unutmamak gerekir ki; dünyanın en büyük kapıları anahtarla değil, kararlılıkla açılmıştır. Nice insanlar “olmaz” denilenleri oldurmuş, “yapamazsın” denilen yerlerde tarih yazmıştır. Onların sırrı yetenekten önce inanç, şanstan önce emek, bahaneden önce azimdi.

Bugün kendimize şu soruyu sormanın tam zamanıdır:

Hayatımızı gerçekten engelleyen şartlar mı, yoksa şartların arkasına sakladığımız bahaneler mi?

Çünkü insan, kendini ikna ettiği kadar güçlü ya da güçsüzdür.

Bir adım atan, yolun yarısını geçmiştir.

Bir kez vazgeçen ise daha başlamadan kaybetmiştir.

Hayat, bahane üretenleri değil; çözüm üretenleri alkışlar.

Ve unutmayın…

Azmin olduğu yerde bahane konuşamaz. Çünkü irade ayağa kalktığında, mazeretler sessizliğe gömülür.

 

  • Related Posts

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    Tarih, bir milletin kaderini belirleyen kırılma noktalarıyla doludur; fakat hiçbir zafer, Sakarya Meydan Muharebesi kadar bir ulusun “olmak ya da olmamak” arasındaki ince çizgisini simgelemez. Bundan tam 105 yıl önce,…

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    Bugün 30 Ağustos… Bugün, bir milletin kaderini kendi ellerine aldığı; bağımsızlığın, özgürlüğün ve vatan sevgisinin tarihe altın harflerle yazıldığı gündür. Bugün, Anadolu’nun dört bir yanında yankılanan “Ya İstiklal Ya Ölüm!”…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    ESKİ YAZILAR

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    BİR VATANIN KADERİNİN YAZILDIĞI YER: SAKARYA

    BİR VATANIN KADERİNİN YAZILDIĞI YER: SAKARYA

    Bir Gün Değil, Bugün

    Bir Gün Değil, Bugün

    Sevil Baş Yazdı- TEKNOLOJİDE SEMPATİ

    Sevil Baş Yazdı- TEKNOLOJİDE SEMPATİ

    KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!

    KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!