Hayat bazen insanı öyle bir noktaya getirir ki, etrafındaki kalabalığın içinde kendisini hiç olmadığı kadar yalnız hisseder.
Yanında yürüyenlerin gerçekten yanında olup olmadığını, gülümseyen yüzlerin samimiyetini, güzel sözlerin arkasında hangi düşüncelerin saklandığını sorgulamaya başlarsın.
Çünkü insanı en çok uzaklar değil, yakın sandıkları yaralar.
Zaman geçtikçe şunu öğreniyoruz: Her tanışıklık dostluk değildir. Her güzel söz samimiyet taşımaz. Her omuz, zor zamanında yaslanabileceğin bir omuz değildir.
Bazı insanlar hayatımıza sadece bir şey öğretmek için girer.
Kimi güvenmeyi öğretir, kimi temkinli olmayı…
Kimi sevgiyi gösterir, kimi de sevginin değerini anlamamızı sağlar.
İnsanları tanımak, aslında biraz da zamanın işidir. Çünkü insanın gerçek karakteri güzel günlerde değil, çıkarlarının zedelendiği anlarda ortaya çıkar. Her şey yolundayken herkes iyi bir dost olabilir. Asıl mesele, sen düştüğünde kimlerin elini uzattığıdır.
Bazen hiç beklemediğin bir insan yanında olur.
Bazen yıllardır hayatında olan biri, tek bir davranışıyla sana aslında onu hiç tanımadığını gösterir.
İşte hayatın en ağır derslerinden biri de budur.
İnsanları sözleriyle değil, davranışlarıyla tanımayı öğrenmek…
Çünkü sözler kolaydır.
Bir cümle kurmak birkaç saniye sürer. Güven vermek ise yıllar alır. Fakat o güveni yıkmak bazen tek bir davranışa bakar.
Bu yüzden yaş aldıkça çevremizdeki insanların sayısını değil, gerçekliğini önemsemeye başlarız.
Kalabalık sofralardan çok, sessizce yanında duran insanları arar gözümüz.
Herkese anlatmak yerine bazı şeyleri içimizde saklarız.
Çünkü artık biliriz ki, herkes senin sevincini senin kadar samimi yaşamaz; herkes senin acını da senin kadar içten hissetmez.
Belki de olgunlaşmak biraz budur.
Kimin hayatımızda kalacağını, kimin sadece bir hatıra olarak geçmişte yer alacağını kabullenmek…
Ve en önemlisi, insanları kaybetmekten korkarken kendimizi kaybetmemek.
Çünkü bazen birilerini hayatımızdan çıkarmak kayıp değildir.
Bazen kendimize yeniden kavuşmaktır.
Hayat bize insanları tek tek tanıtır. Kimi kalbimize dokunur, kimi iz bırakır, kimi yara açar. Ama hepsinin bize bıraktığı bir ders vardır.
Sonunda anlarız ki mesele çevremizde kaç kişinin olduğu değil; karanlıkta kaldığımızda ışığı kimlerin bizimle paylaşabildiğidir.
Ve insan, zamanla herkese aynı kapıyı açmamayı öğrenir.
Bazı kapılar sevgiyle açılır.
Bazıları güvenle…
Bazıları ise bir daha hiç açılmamak üzere sessizce kapanır.
Çünkü hayat, herkesi sevmeyi değil; kime güveneceğini, kime mesafe koyacağını ve en önemlisi kendine sadık kalmayı öğretir.
Belki de insanın en büyük huzuru, sonunda bunu anlayabildiği gün başlar.






