KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!

Hayat bazen önümüze iki kapı koyar.

Birinin üzerinde “Risk”, diğerinin üzerinde “Pişmanlık” yazar.

Çoğumuz riskten korkup pişmanlığın kapısını seçeriz. Çünkü risk almak cesaret ister; pişmanlık ise çoğu zaman sessizce gelir. O an için kolay olanı seçtiğimizi düşünürüz. Kendimizi koruduğumuza inanırız.

Ama yıllar geçtikçe anlarız ki insanı en çok yoran şey, aldığı riskler değil; hiç denemediği şeylerdir.

“Acaba deneseydim ne olurdu?”

“Ya kabul etseydi?”

“Ya başarılı olsaydım?”

“Ya gitseydim?”

“Ya kalsaydım?”

İşte insanın geceleri zihninde dönüp duran en ağır cümleler bunlardır.

Çünkü bazı yaraların ilacı vardır ama “keşke”nin ilacı yoktur.


Bazen Kaybetmeyi Göze Almak Gerekir

Hayatta hiçbir şeyin garantisi yok.

Bir işe başlarsın, başarısız olabilirsin.

Birine sevgini söylersin, karşılık bulamayabilirsin.

Bir hayalin peşinden gidersin, yolun yarısında düşebilirsin.

Bir şehirden ayrılırsın, özleyebilirsin.

Bir karar verirsin, yanlış olduğunu sonradan anlayabilirsin.

Ama bütün bunlar hayatın kendisidir.

Çünkü yaşamak, biraz da belirsizliği göze almaktır.

Sürekli güvenli tarafta durarak büyük bir hayat kuramazsın. Her şeyi kontrol etmeye çalışırsan, hayatın sana getireceği güzelliklerin birçoğunu da kaçırırsın.

Bazen bir adım atmak gerekir.

Titreyerek…

Korkarak…

Emin olmadan…

Ama yine de atmak gerekir.

Çünkü bazı yolların nereye çıktığını ancak yürümeye başladığında öğrenirsin.


En Büyük Pişmanlık, Denememiş Olmaktır

Bir gün geriye dönüp hayatına baktığında, aldığın yanlış kararların bile sana bir şeyler kattığını göreceksin.

Kaybettiğin insanlar sana insanları tanımayı öğretecek.

Başarısızlıkların sana yeniden başlamayı öğretecek.

Yanlış seçimlerin sana doğruyu gösterecek.

Ama hiç başlamadığın hikâyenin sana öğreteceği hiçbir şey olmayacak.

İşte bu yüzden bazen kaybetmekten korkmamak gerekir.

Çünkü kaybetmek bir sonuçtur; denememek ise bir tercihtir.

Ve insan çoğu zaman sonucundan değil, kendi tercihinden pişman olur.


Korkuyorsan, Belki De Tam Zamanıdır

Korku her zaman geri çekilmen gerektiğini söylemez.

Bazen korku, önemli bir şeyin eşiğinde olduğunu gösterir.

Yeni bir başlangıçtan korkuyorsan, belki de hayatında gerçekten değişmesi gereken bir şey vardır.

Bir karar vermekten korkuyorsan, belki de artık eski düzenin sana yetmiyordur.

Bir hayalin peşinden gitmekten korkuyorsan, belki de o hayal sandığından daha değerlidir.

Korkmak normaldir.

Önemli olan korkunun seni yönetmesine izin vermemektir.

Çünkü cesaret, hiç korkmamak değildir.

Korkuya rağmen yürüyebilmektir.


Bir Gün Her Şey Bitecek

Bunu çoğu zaman unutuyoruz.

Bugün sonsuzmuş gibi davranıyoruz.

Yarın hep varmış gibi erteliyoruz.

“Sonra yaparım.”

“Bir gün giderim.”

“Bir gün söylerim.”

“Bir gün başlarım.”

“Biraz daha bekleyeyim.”

Oysa hayatın en acı tarafı şudur:

Bazı “bir gün”ler hiç gelmez.

Söylemek istediğin sözü söyle.

Gitmek istediğin yere git.

Özlediğin insanı ara.

Hayalin varsa peşinden git.

Kendin için bir şey yapmak istiyorsan bugün başla.

Çünkü zaman, senden izin istemeden geçiyor.

Ve geçen zamanın geri dönüşü yok.


Sonunda Ne Kalacak?

Belki bugün alacağın bir risk sana başarısızlık getirecek.

Belki reddedileceksin.

Belki düşeceksin.

Belki canın yanacak.

Ama en azından bir gün aynaya baktığında kendine şunu söyleyebileceksin:

“Ben denedim.”

Bundan daha değerlisi var mı?

Çünkü insanın hayatının sonunda cebinde taşıdığı en ağır şey, kaybettikleri değil; yaşayamadıklarıdır.

Bu yüzden bazen cesur ol.

Bir adım at.

Kapıyı çal.

Telefonu aç.

O cümleyi söyle.

Hayalinin peşinden git.

Ve gerekirse yeniden başla.

Çünkü hayat, kusursuz kararlar verme sanatı değil; verdiğin kararların arkasında durup yoluna devam edebilme sanatıdır.

Ve unutma:

Risk aldıysan belki kaybedersin.
Ama hiç risk almazsan, hayatının sonunda kazanamadığın şeylerin hesabını kendine vermek zorunda kalırsın.

Çünkü bazı kayıplar zamanla unutulur…

Ama bazı “keşke”ler, insanın içinde ömür boyu yaşar.

Riski göze al.

Çünkü bazen bir adımın sonunda hayatının en güzel hikâyesi seni bekliyor olabilir.

  • Related Posts

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    Tarih, bir milletin kaderini belirleyen kırılma noktalarıyla doludur; fakat hiçbir zafer, Sakarya Meydan Muharebesi kadar bir ulusun “olmak ya da olmamak” arasındaki ince çizgisini simgelemez. Bundan tam 105 yıl önce,…

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    Bugün 30 Ağustos… Bugün, bir milletin kaderini kendi ellerine aldığı; bağımsızlığın, özgürlüğün ve vatan sevgisinin tarihe altın harflerle yazıldığı gündür. Bugün, Anadolu’nun dört bir yanında yankılanan “Ya İstiklal Ya Ölüm!”…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    ESKİ YAZILAR

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    Anadolu’nun Kader Anı: Sakarya’da Yükselen Diriliş Ruh

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “ASLA TESLİM OLMAM” DEDİĞİ GÜN

    BİR VATANIN KADERİNİN YAZILDIĞI YER: SAKARYA

    BİR VATANIN KADERİNİN YAZILDIĞI YER: SAKARYA

    Bir Gün Değil, Bugün

    Bir Gün Değil, Bugün

    Sevil Baş Yazdı- TEKNOLOJİDE SEMPATİ

    Sevil Baş Yazdı- TEKNOLOJİDE SEMPATİ

    KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!

    KEŞKE DEMEKTENSE, BİR KEZ RİSK AL!